Genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Temmuz 25, 2016

Zaman Yönetimi

Merhaba,
Okumak için yeterince zamanın var mı? Yoksa da oldurmaya çalışmak gerek! Haydi başlayalım...
Not: Yazıda bolca benzetme ve alan değiştirme vardır.

ZAMAN: HAYATİ BİR KAYNAK
Yeterince zamanınız var mı ? Cevabınız kesin bir hayır ise, yöneticilerin büyük bir çoğunluğu ile aynı sınıftasınız demektir. Bu gerçekten ürkütücü, çok nazik bir durumdur. Birden zamanın yeterli olmadığını farkedersiniz. Aslında, hepimizin sahip olduğu zaman aynıdır. Ama bu, pek az insan için yeterlidir. Öyleyse zaman sorunun kendisi değildir. Sorun bizde! Yani sorun ne kadar vaktimiz olduğunda değil, sahip olduğumuz süre içinde neler yaptığımızda.

Eşsiz bir kaynak olan zamanı nasıl harcayacağımıza karar verebiliriz. Tıpkı öteki kaynaklar gibi zaman da çok etkili biçimde değerlendirilebilir veya boşa harcanabilir. Yazar ve danışman danışman Drucker şu gözlemde bulunuyor: “Zamanen az bulunan kaynaktır. Eğer doğru yönetilmiyorsa, hiçbir şey yönetilmiş sayılmaz.” Zamanın yönetimi konusu neden ihmal ediliyor? Çünkü bütün kaynaklar arasında görünüşe göre en az anlaşılan ve en kötü yönetileni zamandır. Paha biçilmez bir değerin kullanımını şansa bırakıyor, kontrol edip planlamıyoruz.

Aslında insan zamanı yönetmez, yönetemez! Çünkü akreple yelkovanın hareketi bizim yönetimimizin dışındadır. Bunlar durmaksızın hareket ederler ve biz ne yaparsak yapalım, zaman önceden kararlaştırılmış bir hızla akıp gider. Mesele saati yönetmek değil, kendimizi zaman içinde yönetebilmektir. Aşağıdaki listede çeşitli zaman tuzakları verilmiştir. Bunlardaki tuzaklardan sizin düştükleriniz mutlaka vardır. Dikkatlice inceleyiniz!.

Pek çok zaman tuzağının kendinizden kaynaklandığını belki de fark ettiniz. Zaman kaybına neden olan belli başlı öğeleri belirtmeleri istendiğinde çoğu yönetici önce, toplantı, ziyaretçi erteleme gibi dış kaynak ve nedenleri sayar. Oysa zaman yönetiminin sorunları içimizdeki düşman! Önceliklerin eksikliği yetki devrinin olmayışı, sürüncemede bırakma, plansızlık vb.

Şimdi kendinize bazı sorular sorun. Zaman tuzaklarından hangilerine siz neden oluyorsunuz? Hangilerini başkaları, dış kaynaklar dış kaynaklar oluşturuyor? Bu dış kaynaklardan hangileri kontrol altına alınabilir, hangilerini ortadan kaldırabilirsiniz? Bu soruları iyice düşünüp yanıtladıktan sonra, zaman kaybı sorununun hem ana nedeninin hemde çözümünün kendiniz olduğunu kabul ediyor musunuz? Öyleyse hiç kuşkusuz daha önce sözünü ettiğimiz sonuca geldiniz.

Yöneticinin Uzun Günü: Araştırmalar kişinin yönetim merdivenlerinde yükseldikçe, saat ve gün olarak daha çok çalıştığını ortaya koymaktadır. Clarence Randall, kendini işe kurban etmeye hazır, tek adam olduğuna inanan yöneticiyi tanıma yollarını şöyle tanımlıyor: Böyle biri, kendini ıstırap ve acıya adamış, sorumluluklarını bilen, feragat etmesi gerektiğine inanan bir kişiliğe sahiptir. Onu üstü kalabalık masasından tanıyabilirsiniz.

Başarısız yöneticilerin bir özelliği de, bunların aile hayatlarından özveride bulunmalarıdır. Genelde ailenin ihmali ve evlilik pahasına işleri yürütmeye çalışmak, iş veriminin düşmesine yol açar.

Zaman yönetiminin efsanevi düsturlarından birisi, insanın ne kadar çok çalışırsa o kadar çok iş başarabileceği şeklindedir.”Çok değil akıllıca çalış!” özdeyişi bu gerçeği yansıtmaktadır. Alında, pek az şey başaran bir yönetici, beceriksizliğini çok çalışıyormuş gibi görünerek dengeleyebilir. Etkili bir planlamayla çalışılan her saat, uygulamadaki kişiye üç yada dört saat kazandırıyor ve daha iyi sonuçlar sağlıyorsa, yöneticiler, iyice düşünüp taşınılmadan hiçbir işe başlanmasına izin vermemelidir. Planlama zaman almasına rağmen, sonunda vakit kazandırır ve daha iyi sonuç getirir. Kendine güveni olmayan kişilerin, amaçlarına pek uygun olmayan faaliyetlerde çalıştıkları sık görülür.

Demek ki işi başından aşkın yöneticiler boş zamanlarında ne yapacaklarını bilememekte. Bir psikolog işin insanın yaşamak için yaptığı değil fakat yapmak için yaşadığı bir şey olduğunu söylüyor.

KENDİNİZİ NASIL YÖNETİRSİNİZ?
Kendisine zaman yönetimi hakkında felsefesini özetlemesini istenen bir zat,: “zaman sana ait bir şeydir,”cevabını verdi.”Onun sana hükmetmesini izin vermemeli sen ona hükmetmelisin kendine hükmedemezsen zamana da hükmedemezsin.””insanoğlu doğayı kontrol edecek kadar akıllı ama kendini kontrol edemiyor. Gerçekçi bir öz değerlendirme kolay değildir. Kişi kendini içinde bulunduğu durumda ne kadar güvensiz hissederse bu analizden o kadar kaçınır.

Zaman Çizelgesi: Zamanı bir programa bağlamaya çalışan yöneticiler bu programı uygulayamadıklarını görmüşler.”Zamanın programlanması zorunludur. Çünkü başkalarının deneyimlerine bakarak bazı alışkanlıklarımızı değiştirmek son derece güçtür.

Sürüncemede Bırakmak: Alışkanlıklardan vaz geçebilmek için öz disiplin ve kararlılık gereklidir. Bir yönetici:sürüncemede bırakma huyunun kendisini neredeyse tuzağa düşürüp boğmak üzere olduğunu anlayıp savaşı şu basit kurallarla kazanmış:

1.Sürüncemede bırakma huyunun sizi felce uğrattığı alanı bulun ve onu fethedin.
2. İşleri önem sırasına göre düzenleyin ve sorunları sırayla halledin.
3.Kendinize zaman sınırları koyun.
4.Zor sorunlardan kaçmayın
5.Mükemmellik arayışınızın sizi felce uğratmasına izin vermeyin. Emin olana kadar her şeyi ertelerseniz hiçbir şeyi başaramazsınız.

NEDEN PLANLAMA
Meşgul olmaktan daha kolay hiç bir şey yoktur, ama hiç bir şey verimli olmaktan daha güç değildir. Yöneticinin en zor görevi düşünmektir ve onlar bu görevi genellikle ihmal ederler. Bernard Baruch şöyle der “Bildiğim bütün yenilgiler, işlediğim bütün hatalar, özel yaşantılarda ve iş hayatında gördüğüm bütün budalalıklar, düşünmeden yapılan işler sonucudur”

Yönetim planlamayla başlar. Planlama; nereye gitmek istediğini ve oraya nasıl gideceğini mantıklı bir biçimde önceden kararlaştırmaktır.

İnsanın doğası planlı davranma kavramıyla bağdaşmaz, çelişir.
Önündeki işin çekiciliğine kapılan yöneticiler olduğu kadar ayakta kalmanın ancak etkili bir planlama ile mümkün olduğunu bilen ve sonuna kadar mücadele eden yöneticilerde vardır.

Zamanları olmadığı gerekçesiyle planlamaya karşı çıkan yöneticiler uzun vadede kazanacakları zamanı ve elde edecekleri yüksek verimi görememektedirler. Greenwalt şöyle der: Planlamada kullanılan her dakika uygulamada üç yada dört dakika kazandırmaktadır.

Aceleciliğin zararları şöyle tanımlanmış; Endişe aslında korkunun bir çeşitidir, yetersizliği farketmektir, buda güvenilir hedefleri ve iyi planları cesaretle düşünecek zaman bulamamaktan ileri gelir. Öte yandan acelecilik yöneticiye konulan zaman sınırlamasının kötüye kullanıldığının bir kanıtıdır.
Bir işi doğru yapmak için zamanınız yoksa düzeltmek için nasıl zaman bulacaksınız? Bir işi doğru yapmakla doğru işi yapmak arasındaki seçim verimli bir yönetici için güç değildir.

KENDİNİ DÜZENLEMEK
Günlük işleri düzenleyebilmeme yeteneğini kazanmanın yanında, yönetim hakkında öğrenmeniz gereken şeyler çocuk oyuncağı gibi kalır.

Yöneticinin verimini artırabilmek için, sesleri denetim altına almak gerekir. Büyük şirketlerde, bundan daha on yıl önce, araştırma ve geliştirme bölümlerini sessiz banliyölere taşımaya başladılar. Özellikle araştırma ile ilgili işlerde sessiz çevrenin önemi büyüktür. Rahatsız koltuklar, loş ışıklar, fiziksel yorgunluğa sebep oldukları için, iş verimini düşürebilir. Çalıma odasının aydınlatılmasında ışık eşit olarak dağıtılmalı, gölge yada yansıma oluşturulmadan masayı tamamen aydınlatmalıdır. Arkalığı olan rahat koltuklar, yöneticinin verimini artırması için yapılabilecek en iyi yatırımlardan biridir.

Dosyalama Sistemi: Kötü bir dosyalama sistemi, çalışanlar için sürekli, sinir bozan birşeydir. bilgi ararken zaman kaybına neden olur. Dosyalama elemanlarının işte bulunmaması durumunda, ortak bir sisteme duyulan ihtiyaç kendisini daha fazla hissettirir.

Uçak ve tren yolculukları, bir yöneticiye rahatsız edilmediği boş bir sure sağlanmalıdır. Küçükyalı ‘da çalıştığım yıllarda, bir trende ne kadar ne türde iş yapabileceğini bulmaya çalıştım Genellikle herkesin sadece bir şeyler okuduğunu, ya da uyuduğunu keşfettim.

Notlarla eli kolu bağlı bir işletmenin atardamarlarını tıkayan gereksiz kağıt akımıdır. Frank Nunlıst, bunu “kağıt ablukası”olarak tanımlıyor

Not denetimi de, form denetimi gibi envanteri gerektirir. Gecen ayın giren ve çıkan notlarını inceleyin. Kaçı gereksizdi?Kaçı daha kısa olabilirdi?Bu size, notlarla harcadığınız zamanı gösterecektir. Birçok yönetici, iş hakkında bir not yazmaktansa, o işi yaparak daha iyi çalıştığını keşfetmiştir.

Genellikle, hızlı okuma, kötü alışkanlıklarını yokederek, yerine iyi alışkanlıklar da kazandırmaktadır. Daha hızlı okuma için şu temel kuralları siz de uygulayabilirsiniz.

1.Her satır okurken başınızı soldan sağa çevirmeyin
2.Sözcüklerı okurken ağzınızı oynatmayın, ya da yüksek sesle söylemeyin.
3.Tekrar tekrar okumayın.
4.Okuma açınızı genişletin. her yeni satıra geçişte, tek tek sözcüklerle değil sözcük gruplarına bakın.
5.Kenardaki boşluklarla gözünüzü oyalamamak için, okumaya her satırın ikinci ya da üçüncü sözcüğüyle başlayın.

Anlayıp anlayamadığınızı ölçmek için kendinize, az önce okuduğunuz bir konu üzerinde birisine sorular sordurun. Bunu yapmanın daha iyi bir yolu da özellikle bu beceri üstüne hazırlanmış kitaplardan birini okumaktır. Bu kitaplarda, konuya ait testlerde vardır.

Seçici Okuma: Seçici okumanın üç genel kuralını şu şekilde açıklayabiliriz:
1. Kitabı okumadan önce içindekiler bölümüne bir göz atın.
2. Sonra onu baştan aşağıya çabucak bir gözden geçirin(örneğin 1 saat kadar) böylelikle yazarı ve üslubunu tanımış olursunuz.
3. İlgilendiğiniz konuları içerdiğini düşündüğünüz bölümleri dikkatle okutun.

KESİNTİLERİN ORTADAN KALDIRILMASI
Bir davranışın belirli bir kuralın çiğnenmesi olduğunu kabul etmek sorunu çözmez. Bu kuralın neden çiğnendiğini bulmakta gerekir. Aşırı çalışan gereğinden fazla ayrıntıyı sırtında taşıyan bir yöneticiye bütün bunları kendi hatası yüzünden olduğunu söylemek yetmez. İçinde bulunduğu güç durumu oluşturan marazi işlemi anlamaz ve bu, işlemin ilk belirtilerini fark etmeyi öğrenmezse kendini tekrar buna benzer güç durumlar içinde bulması kaçınılmaz olur.

Ziyaretçiler: Bir ziyaretçinin önemli bir iş için gelip gelmediğini bilmemek kapının pek çok açılıp kapanmasına yol açmaktadır.

Sekreterinize/ yardımcınıza/ arkadaşlarınıza randevuları düzenleme sorumluluğu verin. Belirli kabul saatleri koyun ziyaretçilerle önce sekreteriniz konuşsun. Astın odasına siz gidin. Ziyaretçilerle odanızın dışında buluşun. Ayağa kalkarak konuşun. Sekreterinizin ziyaretleri denetlemesini sağlayın. Ziyareti zamanla sınırlayın. Belirli aralıklarla düzenli olarak buluşun.

Telefon: Ne gariptir ki zaman kazandıran en etkili aletlerden biri olan telefon aynı zamanda en büyük zaman tuzaklarından birisidir. Bu kadar yararlı bir araç neden kötüye kullanılmaktadır?Neden pek çok yönetici telefona hükmedeceğine onun kölesi haline gelir?

Hiç kimse bir doktor yada operatörden muayene yada ameliyat sırasında telefonlara cevap vermesini beklemez. Hiçbir jüri üyesi mahkemede iken telefonlara cevap vermez, hiçbir profesörden ders sırasında telefona cevap vermesi istenmez. Öyleyse yöneticilerden neden hep telefonun başında ve arayanın emrine amade olması bekleniyor.

Toplantılar: Neden grup toplantıları sorunları çözmede etkili olamaz bunun hem pratik hem de psikolojik pek çok nedeni vardır. Grup büyüdükçe bireyler arası iletişimi sağlamanın güçleşmesi bu nedenlerin başında gelir. Grup büyüdükçe toplantıya katılanların fikirlerinden yararlanma şansı azalır. Yönetici toplantıyı bitirememe durumunda kalır ve sorunlar çözülemez .

Aslında alışılmış toplantılardan önce genellikle ayak üstü konuşmalar yapılır, böylece konuşulacak olan meseleler hatırlanmış düşünceler tazelenmiş olur. Sorunu önceden tartışmak herkese konu üzerinde düşünme olanağı verir. Böylece toplantıya getirilmiş yeni fikirlere ve ciddi kararlara hazır olarak gelinir.

Bir toplantı sırasında zaman kaybetmek toplantıya zamanında girmemekle başlar. Bu sık sık şikayet edilen ama düzeltilemeyen bir hata olup bu konuda bir şeyler yapılması hiçte zor değildir.

Toplantının başında olan yönetici disiplinsiz kişilerin gruba yön vermesine izin verirse toplantılar asla zamanında başlamaz. Elbette vaktinde başlanılan bir toplantıya geç kalanlarda olacaktır. Toplantıyı zamanında bitirmek de önemlidir. Katılanlar başkanın toplantıyı zamanında bitirmekteki kararlılığını görür görmez kendilerini toparlayacak ve konuyu saptanan zamanda görüşeceklerdir.

Toplantıdan sonra en fazla zaman kaybettiren şeylerden biri alınan kararların tek tek yazılmamış olmasıdır. Başka bir zaman tuzağı da köyü yazılmış notlardır.

KARAR VERMEK
En büyük zaman hırsızı kararsızlıktır!” diyor Charles Flory. Endişe o kadar yıkıcı bir şeydir ki, kişiyi daha günlük işlerine başlamadan yorar. Asıl kabul edilmesi zor olan, kötü bir kararın, hiç karar vermemekten daha iyi olduğudur.

Hata Yapma Korkusu: Haklı olmaktan sonra, en iyi şey haksız olmaktır; çünkü eninde sonunda bu sonuca varırsınız .Doğruyla yanlış arasında gidip gelirseniz tereddüde düşer hiçbir yere varamazsınız ama kesinlikle yanılıyorsanız doğru düşünmenizi sağlayacak bir olayla karşılaştığınız için kendinizi şanslı saymanız gerekir.

Bir hatanın sonuçlarından korkuyorsanız çekingen biri sayılırsınız. Her kararda risk vardır. Risksiz karar olmaz. İleri görüşlü şirket yönetimi risk alma işini destekler. İş hayatında en büyük kayıplardan biri yenilgi korkusuyla karar vermektir. hiç hata yapmayan kimse değerli ve işe yarar birşey de yapmıyor demektir. Hiçbir hata yapmayan bir işletme ya riski göze almıyordur yada ölüdür. Önemli olan hatalar değil onlardan alınan derslerdir.

Zaman Kullanımı: Karar açısından zamanın yönetimi çok önemlidir. Zaman sınırlaması konulmuş bir iş daima hızlı bitirilir. Zaman sınırlamaları mantıklı ve adil oldukları sürece iyi sonuç verirler.

İşe bitiş süresi koymanın en büyük sorunlarından biride gerçekçi olmayan zaman tahminleridir.

Turhal Temizer

Pazar, Temmuz 24, 2016

USB & Flash Bellek Formatları

Hangi dosya sistemini seçmeli?

Windows 7'de en fazla dört farklı dosya sistemi göreceksiniz: NTFS, FAT, FAT32 ve exFAT. Eğer sürücünüz 32 GB'dan büyükse FAT ve FAT32 seçenekleri görünmeyecektir. Peki bu dosya sistemleri arasında ne farklar var ve hangisini tercih etmeli?

Karşılaştırma: NTFS, FAT ve FAT32 karşısında ne sunuyor?
- 4GB'dan büyük dosyaları okuyabilme ve yazabilme.
- 32GB'dan büyük bölümler oluşturabilme.
- Dosyaları sıkıştırarak alan kazanabilme
- Daha iyi boş alan yönetimi, dolayısıyla daha az parçalanma
- Büyük sürücülerde büyük kümelere izin verir, dolayısıyla daha az alan kaybı yaşanır
- Dosya ve klasörlere izinler tanımlanabilir (Profesyonel Windows sürümünde)
- EFS (Yalnızca Profesyonel Windows sürümünde) ile anında şifreleyebilme

Karşılaştırma: FAT ve FAT32'nin NTFS'ye göre hangi avantajları var?
- Neredeyse tüm işletim sistemleri ile uyumlu
- USB sürücüsünde daha az yer kaplar
- Daha az yazma işlemi, dolayısıyla daha hızlı ve daha az bellek kullanımı

Karşılaştırma: exFAT'ın FAT ve FAT32'den üstün yönleri
- 4GB'dan büyük dosyaları okuyabilme ve yazabilme
- 32GB'dan büyük sürücü bölümleri oluşturabilme
- Daha iyi boş alan yönetimi, dolayısıyla daha az parçalanma

Yapısı nedeniyle FAT ve FAT32, 32GB'dan küçük sürücüler ve 2GB (FAT) veya 4GB'dan(FAT32) büyük dosyalar kullanmayacağınız ortamlar için daha uygundur. Başka bir deyişle, 60GB'dan büyük herhangi bir sabit disk NTFS ile biçimlendirilmelidir.

NTFS'nin çalışma biçimi nedeniyle kapasitesi 32GB'dan büyük olsa dahi flash sürücüleri için önerilmez. İşte burada exFAT devreye giriyor: exFAT, FAT'ın küçük ve hızlı olma özellikleriyle NTFS'nin büyük dosya boyutu desteğini bir araya getiriyor.

Eğer uyumluluk veya hız nedeniyle FAT veya FAT32'den birini seçmeyi düşünüyorsanız, her zaman FAT32'yi seçin (2GB'dan daha küçük bir sürücüye sahip olmanız hariç).

Salı, Ekim 20, 2015

Liderin Zaafları

Liderliğin gerektirdiği kabiliyetler, bazen bilinçli bazen de bilinçsiz olarak kontrol dışı bir hale gelebilir. İlk bakışta avantaj gibi görünen bazı özellikler, bir liderin sonunu hazırlayacak bir dezavantaja dahi dönüşebilir.

Lideri zaaflarına kurban edebilecek 7 büyük kusur;

Gurur
Aslına bakılırsa doğru seviyedeki gurur, birçok lider için avantaj oluşturur. Çünkü gerçek bir liderin, karşıt görüşler altında ezilmemesini sağlayan en temel iki özelliği gururu ve fikirlerine olan güvenidir. Fakat bununla birlikte, bir liderin gururu ekibini veya çevresindeki diğer insanları ezerek, onların kabiliyetlerini örseleyecek noktaya geldiğinde ortaya son derece nahoş bir görüntü çıkar. Ve çoğu zaman ekibin özgüveni liderlerinin gururu altında ezilir.

Kıskançlık
Yalnız liderler için değil, tüm insanlar için kıskançlık tehlikeli bir özelliktir. İmrenme seviyesinin üzerine çıkan kıskançlık, başkalarının ve hatta kendi ekibindeki insanların başarılarını önlemeye çalışmakla bile son bulabilir. Bu tür liderlerin en göze çarpan özelliği, başka insanların başarılarını gölgeleyerek, kendilerini ön planda tutmaya çalışmalarıdır. Ve bu özellik de etrafındaki insanların çalışma arzularının ortadan kalkmasına sebep olur.

Öfke
Özellikle başarı saplantılı liderlerde görülen aşırı sinirlilik ve hata kaldıramama hali, çoğu kez ekibin parçalanmasıyla son bulur. Ekibinin hatalarına ve bazen yeterli seviyede olmayan başarılarına karşı bile öfkeyle tepki veren liderler, bir süre sonunda ekipleri üzerindeki kontrollerini kaybederler. Bu durumda ya ekip içindeki insanlar kendilerini soyutlar veya ekipten ayrılırlar, ya da halk arasındaki tabirle “yüzsüzleşerek” gelen her türlü eleştiri veya öfkeye karşı tepkisizleşirler.

Tembellik
Bir liderin ‘tembellik’ denen kavramla yan yana geldiği çok nadiren görülür. Fakat ender görülse de genellikle rehavete sebep olan bazı başarıların ardından, ekip liderlerinin tembelleştiği görülebilir. Bu durumu takip edecek olay ise, ekibin de tembelleşmesi ve çalışma arzusunu kaybetmesi olacaktır.

Kontrolsüz hırs
Liderlik kavramının özü ele alındığında, yeterli hırsa sahip olmayan bir insanın lider olması da lider olarak kalması da pek mümkün değildir. Bununla birlikte bir liderin kalitesini ve başarısını belirleyen en önemli özelliği, bu hırsı kontrol etme ve yönlendirme biçimidir. Büyük resmi görmeyi başaramayan bir lider, hırsıyla yalnızca ekibini ve kendisini tüketmekten ileriye gidemez.

Para tutkusu
Para elbette her insan için olduğu gibi liderler için de önemlidir. Fakat bir liderin başarısıyla genelde doğru orantılı olan şirket gelirleri, bazen liderlerin yanlış kaygılara düşmesine sebep olabilir. Veya ekibe yapılacak ödemeler üzerinde söz sahibi olan bir liderin, maddi kaygılarla ekibini motive edecek paraları ödemeyerek, ekibinin sahip olduğu iş sadakatini kaybedebilir.

Tamahkarlık
Tamahkar olmak, aslında kontrolsüz hırs ve diğer bazı yanlış motive etmenlerinin birleşmesiyle ortaya çıkar. Bu noktada belirleyici olan ikinci motive etmeni ne olursa olsun (başarı, para ve hatta fiziki açlık) fazlalaştığı noktada zarar verici hale gelmeye başlar. Bir liderin sahip olması gereken en temel özelliklerden birisi, hem ekibi hem de kendisi için dengeleyici rolü oynayabilmektir. Bunu başaramayan bir lider ancak freni bozuk bir aracın ilerleyebileceği kadar ileri gider ve bir noktadan sonda bir yerlere çarpması kaçınılmazdır.

Turhal Temizer

Salı, Kasım 19, 2013

Geçmişten Günümüze - Farkındalık (Paylaşımsızlık)

Uzun bir aradan sonra tekrardan herkese merhabalar,

Eskiden insanlar iş yaşamlarına daha yoğun bir şekilde odaklandıklarında neden paylaşımı bırakırlar ya da bu amaçtan neden vazgeçerler diye kendi kendime sorar dururdum.

Son 3 yıllık süre zarfında da istemeyerekte olsa sebebini bende anlamış oldum.

Sadece üşengeçlik ve yaşın ilerlemesinden kaynaklı olarak içindeki enerjiyi yakalayamamak. :)

Yoğun daha doğrus boş zamanları dolduran gereksiz işler, geçmişte kalıcı ve sistemsel çözüm arayışlarının yerini kendini dinlendirebilmek çok basit, sistemsel olarak çok daha kolay yapılabilecek bir işlemi yıllarca ezbere yapma çalışmalarını görebiliriz.

Bu süreç zarfından en azından biraz kilo almam birazda sirkinmemden kaynaklı olarak farkındalığımı uyandırarak tekrardan paylaşımlarıma özen göstermeye çalışacağım.

Uzun süredir sadece e-mail yazmam sebebiyle yazım dilim kötüleşmiş olacaktır. Zamanla düzeleceğine inanıyorum.

Kendi araştırmalarım ve gelişmelerim doğrultusunda bu konuları daha detaylı olarak paylaşmaya çalışacağım.

Şu anda yürütmüş olduğum mesleğim gereği, Call Center santral sistemleri ve teknoloji yönetimini, proje yönetimini, ilişki yönetimini, sistem analizliğini, farkındalığı ve sürdürebilirliğe değiniyor olacağım.

Bu konuların dışında eski ve yeni teknolojilere yine değinmeye çalışırken, artık uzağında kaldığımı düşündüğüm mobil uygulama geliştirme konusuna sıkça değiniyor. Cloud ve diğer uygulamalara da gücüm yettikçe göz atıyor olacağız.

Motivasyonumuzu kaybetmeden devam edebilmemiz dileklerimle.

Görüşmek üzere...
--
TT

Pazartesi, Mart 25, 2013

Quixey

Mobil uygulamaların günümüzde çığ gibi arttığı bir ortamda tek tek tespit etmek oldukça zorlaşıyor. Bu konuyu gözardı etmeyip bizlere çok güzel bir arama motoru sunulmuş.

www.quixey.com adresi üzerinden uygulamaya erişebilir ve istediğimiz mobil uygulamayı smartPhone, android pc ya da Mac PC ‘nize kurabilir ve kullanabilirsiniz.

 

Quixey

Çarşamba, Mayıs 09, 2012

Teknoloji Seçimi – Kurumsal Projeler

Merhaba,

 

Uygulama geliştiriciler olarak hepimizi bazı ilerleme ve gelişim adımlarından geçerek birazda şansın faktörü ile sektörde belirli yerlere geliriz. Bir süre sonra ise uygulama geliştirmecilikten uygulama geliştirme süreçlerine doğru kaymaya başlarız. Bu geçişler ise,

  • İş Analisti
  • Süreç Analisti
  • Proje Lideri
  • Proje Yöneticis
  • Proje Mimarı
  • Teknik Danışman
  • Sistem Analisti
  • Sistem Yöneticisi
  • gibi ve aklıma gelmeyen daha bir çok alanda gerçekleşir. Bu değişkliklerin sonrasında ise karşımza yeni sorumluluklar gelir. Özellikle de Kurumsal bir firmada çalışıyorsak bu sorumluluklar çok daha değerli bir konumda olacaktır. Peki, ne gibi sorumluluklardan bahsediyorum.

Konumuzundan da anlaşılacağı üzere teknoloji ve süreç seçimi…

 

Örneğin bir proje geliştirirken web ortamında mı yapmalı, yoksa desktop mı? Active Directory üzerinden çalışan bilgilerine erişilmeli mi yoksa kullanıcı adı ve şifrenin sorulduğu user authentication işlemleri mi gerçekleşmeli, Java mı kullanmalı .Net mi? Portal mı yapmalı yoksa sıfırdan proje mi geliştirmeli. 3rd party tool kullanmalı mı? Yoksa öz kaynak geliştiricilerimize güvenip işlemleri kendi kendimize mi geliştirmeliyiz. Bunun gibi daha bir çok konu başımızı oldukça ağrıtır ve karar verme konusunda konusunda zorluklar yaşayabiliyoruz.

 

Özellikle de bu kararları verirken aklımızı en çok zorlayan konular olarak maaliyet ve seçtiğimiz teknolojileri ya da çözümleri elimizde yer alan kaynaklar ( çalışanlar ) ile kotarabilecek miyiz?

 

Bu kadar soruyu sorduktan sonra ise sektörel çekinceler, diğer birimlerden gelen karşı çıkmalar ve benzeri durumlarla ile karşılarız. Karşımıza çıkan etkenlerin sonucundan ise en doğru kararı vermeyi amaçlayarak işlerimizi yapmaya devam ederiz. Peki en doğru karar nedir?

 

Aslına bakılırsa benim için en doğru karar her zaman en yeniyi ve en gelişmiş teknolijiyi kullanmaktır. Ancak üst kısımda da açıklamaya çalıştığım üzere en yeni teknolojiyi geliştirecek insan sayısı, uygulamanın ve teknolijinin ne kadar uzun süre yaşayacağı. Bizlerin bu teknolojileri ne kadar süre kullanmamız gerekiyor gibi soruları sorgulamamız anlamına geliyor. Yazının bu kısmına geldiğinizde eğer benzer bir durum yaşadıysanız biraz cesaret ile bu durum kırılabilir ve yeni teknoloji ile geliştirilen çözümleri çok derece başarılı bir şekilde geliştirebilmemize olanak tanıyacağını görmüş oluruz. Ama diyerekten diğer açıklamalara geçiyorum.

 

Kurumsallaşmış firmalar genellikle üzün süreli projeler ve uzun süre şirkette barınacak çalışanları tercih etmeye çalışıyorlar. Tabii ki yeni teknolojileri takip edip en doğru kararı da vermek isteyen çalışanları da bu diğer arkadaşların arasına katarak güzel bir denge kurulması amaçlanıyor. Bu denge sonrasında ise geliştirilen projenin uzun süreli kullanımı ile ilgili ön yargılar daha mantıklı bir şekilde oluşmuş oluyor.

 

Özellikle proje geliştirilecek ya da geliştirtecek olan kişilerin özellikle danışman vb. durumlarda yedeklenebilir kişilerin mümkün bulunduğu sistemleri tercih etmelerinde her zaman faydalı olacaktır.

 

Yazının devamında tercih edilen teknolojileri ve üst kısımda incelediğimiz konuyu daha da detaylı olarak incelemeye devam edeceğiz.

 

İyi günler…

Turhal

Çarşamba, Nisan 20, 2011

Yazilim Gelistiriciler Icin Yeni Trendler–Cagri Merkezleri (Call Centers)

Uzunca bir aradan sonra herkese selamlar diliyorum.

Yaklasik 6 aydir yogun is temposu nedeniyle blog, editorluk vb. hic bir aktivite ile ilgilenme firsati bulamamistim. Aslina bakarsaniz biri bana bu tur bir soz soylediginde hic bir sekilde bir zaman bulamadiginiza pek inanmak icimden gelmiyor derdim. Evet su anda da ayni sozu soylemeye devam ediyorum. Dogrusu itiraf etmek gerekirse isten eve dondugumde bilgisayari acmak bile icimden gelmedigi icin sosyal sorumluluklarima zaman ayiramamistim. Ancak calistigim sirketimden bir yazilimci arkadas yazilarini begeniyorduk, neden devam etmiyorsunuz ki diyene kadar. Demek ki herkes icin kirpac tarzinda bu tur uyarici faktorler gerekiyormus. Uzun lafin kisasi kendi usengecligimden oturu yazi yazamadim. Ama simdi tekrardan basliyoruz.

Bildiginiz uzere yaklasik bir yil once BSH (Bosh & Siemens Ev Aletleri) firmasinda ise basladim. Burada guzel projeler yaptik ve yapmaya da devam ediyoruz. Ancak hic bilmedigim/farketmedigim ya da belkide gorupte es gectigim bir sektorunde farkina vardim. Cagri Merkezleri. Hani reklamlarda da soyledikleri gibi kol senterlar. Smile 

Peki ne yapar bu Call Center daha Turkce anlatmak gerekirse Cagri Yonetim Sistemleri. Sizin almis, temin ettiginiz bir hizmet/urun hakkinda bir sorununuz ya da bilgilenme talebiniz oldugu zaman hemen aradiginiz genellikle 444 ‘lu numaralarla hizmet veren bir birimdir. Sirketler artik ne yaparlarsa yapsinlar cok benzer urunler sunmaya basladilar. Bunlarin sonucunda da cok farkli alanlarda, kopyalanmasi daha zor dallarda hizmet sunmaya basladilar. Bunlardan en birincisi ise musteri ile direk temas kurabilen cagri merkezleridir. Iyi guzel hos. Yazilimcilar burada ne yapabilir. Ne gibi katkilari olabilir ya da saglayabilir.

Oncelikli olarak Turkiye ‘de yazilimcilarin kaderi olan bir verinin raporlanmasi isinin yerine getirilmesi gerekmektedir. Ek olarak butun sirketlerin ihtiyaci olan olmazsa olmaz sistemlerin hazirlanmasi islerinde gorev alirlar. Bunlarin disinda biraz daha teknik bilginiz yuksekse istatistiksel yaklasimlar ile bazi rakamlari tahmin etmeye calisirsiniz ( Butun sektorlerin hayalidir. Eger basarili bir uygulama yaparsaniz bu urunu yok satacaginizin hic bir suphesi yoktur. Data Minning konusuna egilmesiniz tavsiye ederim. ). SQL bilginiz ile cok rahat on plana cikarak birazdan bahsedecegimiz hazir urunler ya da benzerlerinin kullanimi konusunda rahatca adepte olabilirsiniz.

Cagri merkezinde calisacak olan bir yazilimcinin dikkat etmesi ve bilmesi gerekenler nelerdir?
Bilmesi gerekenler;
  • Java, C#, VB.net dillerinden birini hakim seviyede bilmesi
  • ASP.net, JSF, JQuery gibi web uygulamalar hazirlamaniza yarayacak teknikleri bilmeniz. Unutmadan yeri bambaska olan HTML bilmezseniz olmaz. Smile
  • T-sql bilginizin 10 uzerinden en az 7 seviyesinde olmasi. SQL Server,IBM Informix DB, Oracle vb. veri tabaninlarina uyum saglayabilmeniz icin gereklidir.
  • Isleri cabuk cozumleyebilme yetenegi. Inanilmaz hizli bir temposu var.
  • Cagri alinmasi ve uzerinde islem yapilabilmesi icin kullanilan yazilimlara hakim olunabilmesi inanci Smile (Hayatinizda hic adini duymadiniz bir sistem ya da uygulama ile karsilasabilme ihtimaliniz cok yuksek)
Dikkat edilmesi gerekenler;
  • Klasik olanlardan, isleri zamaninda ve hatasiz teslim etmeniz.
  • Calisma alanizi gelisterecek yeni fikirler ortaya atabilmeniz.
  • Is bilincine sahip olmaniz.
Yukarida ki tanimlara goz attigimizda aslinda cok rahat temin edilebilecek kriterler gibi gozukuyor. Evet gercekten de oyle. Eger cok girmek istediginiz bir sirket varsa ve bu sirketin IT/IS departmanlarina giremiyorsaniz Cagri Merkezi ya da diger birimlerde calismaya baslayip mukemmel isler yaparak istediginiz yerlere gelebilmeniz mumkun. Eskilerin bir sozu vardir. “Bir yerlerden baslamak gerekir.”

Kullanilan harici uygulamalarin oldugundan bahsetmistim. Bunlardan gozlemledigim kadariyla en basarilisi AVAYA ‘dir. Agent ‘in (Cagri merkezlerinde telefonda musteri ile gorusen kisilere agent denir) yapmis oldugu her islemi loglar. Sonrasinda da bunu yazilimcilara veri halinde sunar. Kendi raporlama araci vardir. Super User ‘lar icin gercekten mukemmel bir arayuz. Eger sql bilginiz varsa sizlerde cok rahat istediginiz raporlari olusturabilmeniz mumkudur. Eger yok ben kendim yazarim raporlarimi derseniz ise Informix veri tabanindan size bir ODBC baglantisi hazirlanir. Verilerinizi guzelce kullanirsiniz. gecmise yonelik 15 dakikaya kadar bilgilere ulasabilirsiniz. Yok beni 3-5 saniye sonrasi kurtarmaz anlik veri gormem gerekir derseniz de socket programming yollarina bir ilerleme icerisine girmis oluyorsunuz. Ancak ufak bir konuda sizleri bilgilendirmeliyim. Socket icin ek lisans bedelleri odeniyor.

Bu durumda temel olarak en yeni trendlerdan Cagri Yonetim Merkezlerini tanimis olduk. Eger daha detayli bilgi almak isterseniz info@turhaltemizer.com adresinden benim ile ilgili temasa gecebilirsiniz.

Sonuc olarak Turkiye de bulunan firmalara baktiginizda buyuk cogunlugu artik yabanci sermayali oldugunu gorursunuz. Tabi insan oglunun bir klasigi vardir. Kritik isler bana yakin yurumelidir. Bu mantiktan oturu bu tarz firmalarda IT departmanlarinda calisan insan sayisi azaliyor. Bu durumda ihtiyac/talep dengesinden oturu belirli kriterlerin altinda kalan arkadaslar is bulurken zorlaniyorlar. Bu sebepledir ki yeni trendlere goz atmaya ve kendinizi ispat edebileceginiz firmalarda yer almaya ozen gostermenizi tavsiye ediyorum. Unutmayin hergun yeni bir sey bulunuyor, icat ediliyor. Bu yenilikleri yakalayacagim, herseyi ogrenmeliyim derken sabit bir isinizinde olmasi gerektigini lutfen unutmayin.

Herkese mutlu ve saglıklı gunler diliyorum.

Salı, Ekim 26, 2010

D.I.S.C Kişilik Envanter Testi Sonuçlari–2010 için Yenilenmiştir

Kariyer.net sitesi üzerinde yapılan kişilik envanter testini doldurduktan sonra aldığım sonuçlar aşağıdaki gibi çıkmıştır. Sizin gerçek hareketleriniz ve davranışlarınızı tespit etme konusunda oldukça başarılı bir test. Benim sizlere tavsiyem 10 dakikanızı ayırıp bu testi doldurmanızdır.

 

•    Girişimci, iş geliştirici, değer katıcıdır.
•    Önemli kararlarda yer almak, lider olmak ister.
•    Sonuç odaklıdır, hızlı karar alır.
•    Sorumluluk taşır, direkt hareket eder ve konuşur.
•    İşbitirici ve otoriterdir; hatta bazen sert ve agresif olabilir.
•    İşleri hızlandırır, kolaylaştırır.
•    Katılımcıdır, göz önünde olmayı, meydan okumayı sever.
•    Fırsatları iyi değerlendirir, rakiplerini karşışına alabilir, rekabetçidir.
•    Başkalarının düşüncelerini önemser son kararı kendisi verir.
•    Olması gerektiği yerde her zaman bulunur.
•    Başkalarının kendisini dinlemesini ister.
•    Konsantrasyonunun kesilmesini istemez.

2009 yılı için hazırlanmış olan teste ise linkten ulaşabilirsiniz.

Cumartesi, Temmuz 24, 2010

İş Değişikliği–B/S/H Group

Öncelikle herkese merhabalar,

 

Uzunca bir süredir AstraZeneca ilaç ve Netron Teknoloji firmalarinda Microsoft Teknolojileri Danışmanı olarak görev almaktaydım. Ancak süreçlerin monotonlaşmasından ötürü iş değiştirme kararı aldım ve ay başı itibari ile B/S/H (Bosh und Siemens Hausgerate) grubunda calişma hayatımı sürdürüyor olacağım. AstraZeneca ‘da ki çalışma arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunar ve çalışma yaşamlarında başarılar dilerim.

 

Kısaca B/S/H;

 

Bosch ve Siemens Ev Aletleri Grubu dünyanın üçüncü büyük beyaz eşya üreticisidir.

 

12 markasıyla, dünyanın dört bir yanında toplam 41 fabrikada üretim yapan BSH Grubu’nun en büyük üretim merkezi, Türkiye'de bulunan Çerkezköy fabrikalarıdır. 2008 yılında satışları 8.4 milyar Avro'ya ulaşan BSH Grubu, Avrupa beyaz eşya sektöründeki liderliğini bir kez daha pekiştirmiştir.

 

BSH Ev Aletleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ana markaları Bosch ve Siemens, özel markası Gaggenau ve yerel markası Profilo ile Türkiye beyaz eşya sektörünün lider şirketlerinden biridir. %30 pazar payını elinde tutan BSH, sektörün ikinci büyük şirketi konumundadır.

Satışlarını ve yatırımlarını hızla artıran BSH, bugün Türkiye'de faaliyet gösteren 7. en büyük yabancı sermayeli şirkettir.* Buzdolabı, fırın, çamaşır makinesi ve bulaşık makinesi üreten dört fabrikasında toplam 3.5 milyon birimin üzerinde kapasiteyle üretim yapan şirket, ürünlerinin yarıdan fazlasını Avrupa, Kuzey Amerika, Avustralya ve Afrika gibi dünya pazarlarına ihraç etmektedir. Son on yıldaki başarılarının verdiği güvenle Türkiye'deki yatırımlarını yaklaşık yarım milyar Avro seviyesine yükselten BSH, Türkiye büyük beyaz eşya sektörünün en büyük yabancı yatırımlı şirketidir.

 

Ülke çapında yaklaşık 4000 bayiden oluşan güçlü bir dağıtım ağına sahip olan şirket, Bosch, Siemens ve Profilo bayilerinin 2000 kadarını exclusive bayi statüsünde tutmaktadır. BSH, ürünlerinin Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Gürcistan, Türkmenistan, Ermenistan, Kırgızistan, Tacikistan, KKTC ve Irak gibi gelişmekte olan pazarlara dağıtımını Türkiye'den ve Almati'deki BSH temsilci ofisinden gerçekleştirmektedir.

 

Beyaz eşya sektörünün En İyi Servis Sağlayıcısı seçilen BSH, satış sonrası servis hizmetleriyle müşterilerine destek vermektedir.

 

BSH ürün portföyü fırın, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi, kurutucu, buzdolabı, derin dondurucu, klima, ütü, elektrikli süpürge, mutfak robotu, ev konfor ürünleri ve elektronik cihazlar gibi küçük ve büyük ev aletlerinden oluşur.


Herkese iyi gunler…

Salı, Haziran 22, 2010

Risk

Leo F. Buscaglia çok güzel söylemiş...

 

Gülmek; "SAF" denme riskini göze almaktır.
Ağlamak ise; "DUYGUSAL" görünme riskini...
Birine yakınlaşmak; "KENDİNİ KAPTIRMA" riskini,
Duygularını açmak; "KENDİNİ ORTAYA KOYMA" riskini,
Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise;
"ONLARI BAŞKASINA KAPTIRMA" riskini göze almaktır.
Sevmek; "KARŞILIK GÖREMEME" riskini...
Yaşamak ise; "ÖLME" riskini göze almaktır.
Umutlanmak; "HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA" riskini
Çabalamak ise; "BAŞARISIZ OLMA" riskini göze almaktır...


Ama riskler yaşanmalıdır,
çünkü; hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır.
Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden korunabilir
ama büyüyemez, sevemez, değişemez, hissedemez, öğrenemez.
Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken,
bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder.
Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür.

Leo F.Buscaglia

Çarşamba, Haziran 16, 2010

Project Milo

Geçmiş olsun Elçin...

Arkadaşlar selamlar,

Editörlerimizden Sem Göksu’nun eşi Elçin’in rahatsızlığı nedeniyle AB RH+ kana ihtiyaç bulunuyor.

Kan vermek isteyenler http://elcin.semgoksu.com/ adresindeki formu doldurabilirler veya Sem’e +90 (544) 652 04 36’dan ulaşabilirler.

Aynı zamanda facebook, twitter, blog gibi ortamlarda duyurabilirsek daha çok kişiye de ulaşabiliriz.

Destekleriniz için şimdiden teşekkürler…

Salı, Haziran 15, 2010

TR ‘nin Açık Kaynak Topluluğu Birliktegeliştir Yeni Versiyonu İle Yayında

Açık kaynak kodlu proje geliştirme yaklaşımının giderek yaygınlaştığı günümüz yazılım dünyasında Microsoft platform ve araçları kullanılarak birçok açık kaynak kodlu uygulama geliştirilmekte ve Microsoft'un kendisi de bu konuda çalışmalar yapmaktadır.
Açık kaynak kodlu bir içerik yönetim sistemi olan Umbraco üzerine kurulan Birliktegeliştir, Türkiye'de de Microsoft platformlarında açık kaynaklı projeler geliştirilmesi ve mevcut açık kaynak kodlu projelerin kullanımının yaygınlaştırılmasını amaçlamaktadır. Zaman içinde yaygınlaşan açık kaynak kod topluluğuna daha iyi içerik sağlamak amacıyla Birliktegeliştir yeni arayüzü ve yeni özellikleriyle yayında.
Sizlerin de kendi projelerinizi ve kendi içeriğinizi rahatlıkla paylaşabileceğiniz Birliktegeliştir'de ayrıca Türkiye'de geliştirilmiş açık kaynak kodlu projelere, bugüne kadar dünyada yapılmış açık kaynak kodlu uygulamaların kullanımı ile ilgili makale, video gibi Türkçe kaynaklara ulaşabilirsiniz.

Bunun yanısıra uygulama geliştiricilerin kodlama sırasında çoğunlukla kullandığı kod bloklarına Kod Parçaları kısmından ulaşabilirsiniz.

Birliktegeliştir topluluğuna www.birliktegelistir.com adresinden ulaşabilirsiniz.

E-Mail: birliktegelistir@birliktegelistir.com
Twitter: www.twitter.com/bgelistir

Salı, Haziran 08, 2010

Şebnem Ferah – Sil Baştan

Bu sefer teknoloji dışı. İnsanların bazen hayatlarındaki şeyleri sil baştan yapması gerekebilir. İşte içinizde bu tür bir düşünce var ise Şebnem Ferah ‘ın Sil Baştan şarkısı tam duygularınızı karşılayabilecek türdendir.

İyi dinlemeler…

Salı, Mayıs 11, 2010

Musica Francesa

Merhabalar,

Eğer ki benim gibi eski Fransızca şarkıları sevenlerdenseniz aşağıda vereceğim link tam aradığınız adres olacaktır. Bu adres üzerinde klasikleşmiş şarkıları dinleyebilir, sözlerini bulabilir ve şarkıcılarına ilişkin bilgilerine ulaşabilirsiniz. Doğruyu söylemek gerekirse benim en çok şarkıyı dinleyebilme özelliği hoşuma gidiyor.

http://www.malhanga.com/musicafrancesa/

Pazartesi, Mart 22, 2010

Windows Live Writer - Arama Motorları için Etkili Kayıt Yayınlama

Merhabalar,

Blog gibi paylaşım alanlarında eklenen kayıtların arama motorları tarafında en kısa sürede tespit edilerek sonuçlarda çıkması hepimizin isteyeceği güzel bir durumdur. Bunu gerçekleştirmek için ise bir kısım SEO teknikleri kullanmak gerekmektedir. Bunlardan en önemlisi ise en çok ziyaret edilen ve linklerin paylaşıldığı siteleri ping leyerek robotlarının blogu incelemesini sağlamaktadır.

Bu tür işlemleri yapmanın en kolay yolu ile Windows Live Writer olacaktır. Peki nasıl? Tools->Options->PingServers yolunu izledikten sonra karşımızdaki ekrana aşağıda görmüş olduğunuz linkleri eklerseniz yayınlamış olduğunuz her yazı sonrasında Windows Live Writer otomatik olarak bu siteleri ping leyecek ve yayınlanan yazıların çok daha kolay bir şekilde arama motorlarında çıkmasını sağlayalacaktır.

Ping Listesi

http://rpc.technorati.com/rpc/ping
http://blogsearch.google.com/ping/RPC2
http://1470.net/api/ping
http://api.feedster.com/ping
http://api.moreover.com/RPC2
http://api.moreover.com/ping
http://api.my.yahoo.com/RPC2
http://api.my.yahoo.com/rss/ping
http://bblog.com/ping.php
http://bitacoras.net/ping
http://blog.goo.ne.jp/XMLRPC
http://blogdb.jp/xmlrpc
http://blogmatcher.com/u.php
http://bulkfeeds.net/rpc
http://coreblog.org/ping/
http://mod-pubsub.org/kn_apps/blogchatt
http://www.lasermemory.com/lsrpc/
http://ping.amagle.com/
http://ping.bitacoras.com
http://ping.blo.gs/
http://ping.bloggers.jp/rpc/
http://ping.cocolog-nifty.com/xmlrpc
http://ping.blogmura.jp/rpc/
http://ping.exblog.jp/xmlrpc
http://ping.feedburner.com
http://rpc.newsgator.com/
http://rpc.pingomatic.com
http://rpc.weblogs.com/RPC2
http://topicexchange.com/RPC2
http://trackback.bakeinu.jp/bakeping.php
http://www.a2b.cc/setloc/bp.a2b
http://www.a2b.cc/setloc/bp.a2

Herkese iyi günler…

Windows Live Writer - Türkçe Karakter Sorunu

Merhabalar,

Bir süredir blogumda sizlere bilgi paylaşımı konusunda sıkıntılar yaşamaktaydım. İşlerin yoğunluğunun dışında bir Windows Live Writer uygulaması yazmış olduğum yazılarda Türkçe karakterleri göstermeme direnci göstermekteydi. Özellikler seçeneğinden bütün ayarlar Türkçe olduğu halde bu sorun devam ediyordu. Ancak bir bu Türkçe ayalarlarını UTF-8 olarak güncellediğimde bütün sorunlar ortadan kalkmış ve karakterler sorunsuzca gözükmüş oldu.

Eğer ki bu tür bir sorun yaşarsanız sizlere tavsiyem karakter kodlamasını Live Writer özelliklerinden belirtilen kodu seçmeniz olacaktır.

Not: Windows Live Writer ‘in bloglarda yazı yayınlama sırasında verdiği kolaylığı ve hazı hiç birşey ile değişemem…

Herkese iyi günler…

Cumartesi, Ocak 23, 2010

Bill Gates kendi web sitesini açtı

Dünya üzerinde neredeyse herkesin Bill Gates hakkında bir fikri vardır. Kimileri onun kar etmekten başka bir amacı olmayan biri olduğunu düşünürken, diğerleri onun bir dahi olduğuna inanıyor. Fakat Gates'in notlarını paylaştığı The Gates Notes adlı sitesinde onu yakından tanıyıp, insani yönünü de görme şansına erişiyoruz. Bu site Gates'in, iş hayatında edindiği tecrübeleri, emeklilik yaşantısına nasıl adapte ettiğini görmek mümkün.

Gates, açtığı yeni sitesinde yazılım ve teknoloji dünyasından ziyade eşiyle beraber kurduğu yardım vakfı Bill & Melinda Foundation'da gerçekleştirdiği aktiviteleri okurlarıyla paylaşıyor. AIDS ile ilgili yapılan son araştırmalarla ilgili fikrini paylaşan Gates, küresel ısınmadan Haiti'de meydana gelen depreme kadar dünya gündemini meşgul eden konularla ilgilifikirlerini okurlarına ulaştırıyor.

Kendi ve eşi dışında pek çok eski Microsoft çalışanın da görev aldığı vakıftaki işlerin kendisi için yepyeni bir alan olduğunu ve adeta bunun yeniden okula başlamak gibi olduğunu söyleyen Gates, bu "hayat okulunda" öğrendiklerini okurları ile paylaşmak için bu siteyi kurduğunu söylüyor.

Siteye http://www.thegatesnotes.com/ adresinden erişebilirsiniz...

Cuma, Eylül 25, 2009

İnsan Beyninin En Verimli Zaman Aralığı

Henüz 30 yaşındasınız ve 5 dakika önce elinizde olan anahtarı nereye koyduğunuzu hatırlamıyor musunuz? Kendinizi genç hissedebilirsiniz, ama beyniniz çoktan yaşlanmaya başladı bile.

ABD'de Virginia Üniversitesi tarafından yapılan ve sağlıkla ilgili bir internet sitesinde yayımlanan bir araştırmaya göre, en fonksiyonel ve mükemmel haline 22 yaşında ulaşan insan beyni, 27 yaşından itibaren ''düşüşe geçmeye'' başlıyor.

Araştırma, yaşları 18 ile 60 arasında değişen iyi eğitimli 2 bin kadın ve erkeğin, 7 yıl boyunca katıldıkları testlerin sonuçlarından oluşuyor.

Beynin 'en mükemmel hali' 5 yıl sürüyor
Araştırma raporunda, katıldıkları testlerde 2 bin denekten her yıl görsel bulmacalar çözmeleri, anlatılan öykülere ilişkin bazı detaylar vermeleri, çeşitli kelime oyunları oynamaları, bazı rakam ve sembolleri hatırlamaları istendiği ve deneklerin herhangi bir sağlık sorunu yaşamadıklarına özellikle dikkat edildiği kaydediliyor.

Sonuçlar değerlendirildiğinde, 12 testten en az 9'unda en başarılı performansların 22 yaşında elde edildiği belirtilirken, görsel olarak neden sonuç ilişkisi kurma, bulmaca çözümü ve hızlı algılama alanlarında 27 yaşından itibaren belirgin gerileme olduğu gözleniyor.

60 yaşına kadar koruma

ABD'de ''Nörobiyoloji'' dergisinin son sayısında, ''Yaşlanmanın Nörobiyolojisi'' başlığıyla yayımlanan araştırmaya göre, sağlıklı bir birey, 37 yaşına kadar hafızasını büyük ölçüde muhafaza ederken, kelime hazinesi ya da genel kültür gibi alanlarda hafızanın ortalama 60 yaşına kadar korunabiliyor.

Araştırma ekibinin başında bulunan Prof. Timothy Salthouse, ''sağlıklı ve eğitimli bazı yetişkinlerde idrake yörelik kayıpların 20'li, 30'lu yaşlarda başladığını'' belirterek, ''sağlıklı beyinlerdeki kayıpları anlamanın, Alzheimer gibi ciddi hastalıklarda neyin yanlış gittiğini çözmeye yardımcı olacağını'' kaydetti.

''Aktif olmak beyni koruyor''

AA muhabirine bilgi veren Nöroloji Uzmanı Dr. Behiye Mungan, hafızayı korumayı sağlayacak çok belirgin bir formül olmamakla birlikte, kişinin olabildiğince uzun süre aktif kalmasının beyin fonksiyonları açısından da yararlı olduğunu belirtti.


İnsan beyninin aktif kalmasında çevreden aldığı sinyallerin etkili olduğuna işaret eden Dr. Mungan, belli bir yaş grubu üzerindeki kişilerin ya da Alzheimer hastalığının ilk evresinde olanların, ''uzun süre işe yarar kalmalarının'' bazı fonksiyonların kaybını geciktirdiğini söyledi. Dr. Mungan, küçük egzersizler, bulmacalarla beyni her zaman canlı tutmaya çalışmak gerektiğini kaydetti.
(Kaynak AA)